Perdeleri çekili, yari ışıklı bir odada, babam, pencerenin gösterdiği yerde, yerde yatıyordu. Beyazlar giymiş ve boyu iyice uzamış durumdadır. Çorapsızdı, ayak parmakları tuhaf bir biçimde aranmıştı. Göğsünde birleştiği, huzurla dinlenen veya narın parmaklarının sekli de bozulması. Bir zamanlar ışıltılı olan gözü, bakir paraların kara halkaları sıkıca mühürlemişti. Babamın o şefkat dolu yüzü kararmış. Kötücül biçimli sırıtan dişleri içimi titretiyordu.Üzerindeki kırmızı bir etekle yari giyinik annem, babamın önüne çömelmiş, onun uzun, yumuşak saçlarını alnından geriye doğru tarıyordu. Benim, karpuz kabuğu testerelemeye bayıldığım o siyah tarağı elindeydi. İçeriden yükselen uğultulu bir sesle sürekli bir seyler mırıldanıyordu. Gri gözler sis sis olmuş, gözyaşı ırmağı içinde ufalip gitmişti. Büyükannem herkesin tutmuştu beni. Şişman bir kadındı. Büyücek bir kafa, gayet büyük gözler ve basık, komik bir yanık vardı. Yukarı aşağı siyahlar giymişi. Peltemsi bir yığını andırıyordu, bu nedenle merakımı giderek çoğaltıyordu. O da gözyaşı döküyordu. Ses tonu anneminkinden daha farklıydı, ama onun ses tonuyla iyice uyum içindeydi. Titreyişler içinde beni bilgilendirdiler ve babamın üzerine doğru itti. Ben ısrarla karşı çıkıp, onun arkasına gizlenmeye uğraştım. Bayağı korkmuştum, burada bulunmak da bana tuhaf gelebilir.
Kağıt kapaklı. 13,50 / 21,00 cm. Türkçe. 286 s.